Ekonomik buhrandan çıkış için ‘yol haritası’

COVID-19 pandemisinin Türkiye ekonomisine yönelik olumsuz etkilerini en aza indirmeye yönelik çalışmalar sürerken, reel sektörün üretim ve yatırım süreci de hayati derecede önem taşıyor. DÜNYA Ankara Temsilciliği, siyasi partilerin ekonomi kurmayları ile Türkiye ekonomisini masaya yatırıyor. Yazı dizisinin ilk bölümünde CHP kurmayları vergi, para, maliye politikaları, reel sektöre bakış açıları ve çözüm önerilerini aktardı. Ekonomide yaşanan buhranın aşılması için yeni bir yol haritası çizdiklerini ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, güçlü ekonomiye geçiş programını 16 maddede açıkladı. Yazı dizisi MHP ile devam edecek. DÜNYA gazetesi ekonominin nabzını tutan, sorunlarını yansıtan ve yazarları aracılığıyla çözümler öneren değerli bir yayın organıdır. Dolayısıyla iş dünyasının da yakından izlediği bir gazetedir…

Ekonomide bir buhran yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bu buhrandan en az zararla nasıl çıkabiliriz? Kimler bizi bu buhrandan aydınlığa çıkarabilir? Hangi partide ekonomiyi iyi işleyen bir mekanizmaya dönüştürecek kadrolar var?

Rahatlıkla söyleyebilirim ki, en yetkin kadrolar CHP’de… Devlet deneyimi olan, kriz yönetiminde çalışmış ve Türkiye’yi krizden çıkararak güçlü bir ekonominin altyapısını hazırlamış kadrolar bugün CHP’dedir. Bugün geldiğimiz noktada sorumlulukları olanları eleştirerek zaman kaybetmenin bir anlamı yok… Bunu en iyi iş dünyası bilir. Dolayısıyla yaşadığımız buhranı aşmak için nelerin yapılması gerektiğini düşünmeli ve tartışmalıyız…

Aşağıda sıraladığım 16 madde bu amaca yöneliktir. Üretenlerin, risk üstlenenlerin, istihdam yaratanların, ihracat yapıp ülkesine döviz kazandıranların takdirine sunulur.

1- Kamuda israfa son verileceği taahhüt edilmelidir. “Üreten Türkiye” kavram olmanın da ötesinde siyasetin ana görevi haline getirilmelidir.

2- Devlet yönetiminde liyakat sistemi hakim kılınmalıdır.

3- TBMM adına denetim yapan “Sayıştay” gerçek işlevine kavuşturulmalı, kamu harcamalarının şeffaflığı sağlanmalıdır.

4- Devlet yönetiminde verimliliği artırmak için yeni bir yerel-merkez dengesi kurulmalıdır.

5- Merkez Bankası başta olmak üzere BDDK, SPK, EPDK gibi kurumların bağımsızlığı yeniden sağlanmalı ve kurumların araçlarına siyasi müdahale olmayacağı kamuoyuna açıklanmalıdır.

6- “Kamu İhale Yasası” rekabet ve şeffaflığı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

7- TBMM’de “Kesin Hesap Komisyonu” kurulmalı, kesinleşen bütçe harcamalarını gösteren kanunun sağlıklı bir zeminde tartışılması için Komisyon Başkanlığı, ana muhalefet partisine verilmelidir.

8- Vergi ödeyenlerin de söz sahibi olduğu bir “Ulusal Vergi Konseyi” kurulmalı, halktan toplanan vergilerin nerelere harcandığının hesabı verilmelidir.

9- Bir anayasal kurum olan “Ekonomik ve Sosyal Konsey” çalıştırılmalıdır.

10- Can ve mal güvenliğinin teminatı olan yargı bağımsızlığı-hukukun üstünlüğü kesin olarak sağlanmalıdır.

11- Düşünceyi ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü koşulsuz güvence altına alınmalı, evrensel ölçülerde medya özgürlüğü sağlanmalıdır.

12- Seçim barajı kaldırılmalı veya makul düzeye indirilmeli, 12 Eylül darbecilerinin eseri olan “darbe hukuku”, hukuk sistemimizden arındırılmalıdır.

13- “Siyasi Ahlak Yasası” çıkarılmalıdır.

14- Güçlü bir “Stratejik Planlama Teşkilatı” kurulmalıdır.

15- İzlenen “İhvancı” dış politikadan vazgeçilmeli, dış politika barış eksenli çizgiye süratle oturtulmalıdır.

16- IMF ile yeni düzen netleştirilmelidir. IMF ile ilişkiler kesilecekse ortaklıktan çekilmeli ve IMF’deki sermaye payının Türkiye’ye getirileceği kamuoyuna açıklanmalıdır.

“Yeni kurallar, yeni kurumlar, yeni kadrolar”

Türkiye ekonomisi, uzunca bir süredir kendine benzeyen ekonomilerden ayrışıyor. 2019’da sıfıra yakın olan büyüme, 2020’de COVID-19 salgınının da etkisiyle yerini daralmaya bıraktı. İşsizlik korkunç boyutlara ulaştı. 2021’de en büyük 20 ekonomi liginden düşmemiz, yerimize Tayvan’ın geçmesi bekleniyor.

İktidarın borçla ekonomiyi şişirmeye dayanan büyüme modeli 2013’ten beri tekliyor. 2018’de gerçekleşen rejim değişikliği hukuk devletini aşındırdı. Devlet kadrolarında liyakatin yerini sadakat aldı. Yerleşik devlet kurumları tahrip edildi. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki çizgi yok oldu. Bu, devlet krizine yol açtı. Hükümetin İhvancı dış politikası, ülkemizi bölgemizdeki tüm jeostratejik krizlerin aktörü yaptı. Bütün bunlar ülkenin dış şoklara dayanıklılığını azalttı. Ülkeyi yapısal bir krize soktu. Mart ayında ülkemize sıçrayan pandemi, mevcut yapısal krizle birleşerek ekonomik buhrana yol açtı.

İçeride borcu çevirmek zorlaşıyor. Cari açık finanse edilemiyor. Türk Lirası hızla değer kaybediyor. Döviz krizi yaşanıyor. Bu buhrandan çıkabilmek için yeniden güveni sağlamak şart. Bunun için de yeni kadrolar, yeni kurumlar ve yeni kurallar gerekiyor.

Bu çerçevede birbirini destekleyen üç temel unsura ihtiyaç var,

İlki ehliyetli, liyakatli kadroların elinde uyum içinde çalışan, kurumsal altyapısı güçlü, ekonominin tüm aktörleriyle istişareye açık bir yönetim,

İkincisi ayakları yere basan, etrafında mutabakat sağlanmış, yapısal reformlarla güçlendirilmiş, üreterek zenginleşmeye dayanan, yükü ve refahı adil dağıtan bir ekonomik program,

Üçüncüsü ise kuvvetler ayrılığının, denge ve denetimin güçlü olduğu yeni parlamenter demokrasiye geçiş sürecinin başlatılması ve güvenin pekiştirilmesi.

Fakat, metal yorgunu olan mevcut yönetimin bunları becerebilmesi zor görünüyor.

Genel Başkanımız ve Ekonomi Masasında görevli arkadaşlarımızla birlikte bu sayfalarda, temel reform alanlarına ilişkin görüşlerimizi açıkladık. Biz, ülkemizin potansiyeline güveniyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına doğru ilerlerken, genç ve dinamik nüfusumuz ile coğrafi konumumuzun sunduğu stratejik avantajları kullanarak, tarihin önümüze serdiği fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeye kararlıyız.

CHP Ekonomi Masası üyeleri

▶Faik Öztrak: CHP Ekonomi Masası Başkanı. CHP Ekonomi Politikaları ve İşveren Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü, Tekirdağ Milletvekili. 1978’de girdiği DPT’de Müsteşar Yardımcılığı’na kadar yükseldi. BDDK Başkan Yardımcılığı yaptı. 2001 krizinin ardından Hazine Müsteşarı oldu. Emekliliğinin ardından çeşitli üniversitelerde ders verdi, ekonomi hakkında köşe yazıları yazdı. TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu’nu kurdu ve 2007’ye kadar direktörlüğünü yürüttü. Halen, NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi.

Doç. Dr. Abdüllatif Şener: Konya Milletvekili. Öğretim elemanı ve üyesi olarak çeşitli üniversitelerde ders verdi. Önceki dönem Maliye Bakanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Üyeliği, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

▶ Ahmet Akın: CHP Enerji ve Alt Yapı Projelerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Balıkesir Milletvekili. Enerji alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşlarında Genel Müdür, uluslararası alanda faaliyet gösteren holdinglerde CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. TBMM’de Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi.

▶ Aykut Erdoğdu: İstanbul Milletvekili. Hazine Müsteşarlığı’nda baş kontrolörlük yaptı. Uluslararası sertifikalı iç denetçidir. Hazine Müsteşarlığındaki görevi sırasında Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Avrupa Birliği fonlarıyla finanse edilen çeşitli projelerin baş denetçisi olarak görev aldı.

▶ Bedri Serter: İzmir Milletvekili. İş insanı. Mobilya sektörüne 1970 yılında girdi. İzmir Ticaret Odası‘nda Meclis üyeliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda komite üyeliği ve başkanlık görevlerinde bulundu.

▶ Bihlun Tamaylıgil: Önceki dönem İstanbul milletvekili. Ekonomist, üst düzey yönetici. Sermaye Piyasası Aracı Kurum ve özel sektör sanayi şirketlerinde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu. Milletvekilliği döneminde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev aldı. Partide, Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Sekreterlik ve Parti Sözcülüğü görevlerinde bulundu.

▶ Bülent Kuşoğlu: CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili. Yeminli Mali Müşavir, Maliyeci, Ekonomist. Maliye Bakanlığında Baş Hesap Uzmanlığı, Milli Savunma Bakan Danışmanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdür Yardımcılığı, Türk Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sisteminin Reformu projelerinde Değerlendirme Kurulu ve Yürütme Komisyonu Üyeliği yaptı. Sağlık, inşaat ve denetim sektörlerinde Genel Müdürlük, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu.

▶ Çetin Osman Budak: Antalya Milletvekili. İş insanı. Antalya’da ATSO Yönetim Kurulu üyeliği, Başkan Yardımcılığı ve Başkanlığı; Antalya OSB Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. TOBB Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Partide Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. TBMM’de Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi.

▶ Prof. Dr. Fethi Açıkel: CHP Bilim, Yönetim ve Kültür Platformundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili. Akademisyen, siyaset bilimci. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı. London School of Economics’de (LSE) doktora sonrası araştırmacı olarak bulundu.

▶ Gökan Zeybek: İstanbul Milletvekili. Mimar, Yerel Yönetimci. Siyasete 1983 yılında SODEP ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile başladı. CHP örgütünde görevler üstlendi. 2009-2018 İBB ve Sarıyer Belediyesi Meclis Üyeliği, 2009-2011 İBB CHP Grup Sözcülüğü, 2014-2018 Sarıyer Belediyesi Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

▶ İlhan Kesici: İstanbul Milletvekili. Endüstri Yüksek Mühendisi. DPT’ye 1979 yılında girdi, DPT Müsteşarlığına kadar yükseldi. TBMM’de Dış İşleri Komisyonu, AB Karma Parlamento Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu üyeliği yaptı. NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi.

▶ Prof. Dr. Lale Karabıyık: CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili. Akademisyen. 27 yıl süren akademik hayatı boyunca pek çok idari görevde de bulundu. Yerel ve ulusal medyada ekonomi köşe yazarlığı ve haftalık piyasa değerlendirme programları yaptı. Sanayici ve İş İnsanı Dernekleri’nde ekonomi danışmanlığı görevini yürüttü.

▶ Mehmet Akif Hamzaçebi: İstanbul Milletvekili. Maliye Bakanlığı’nda Maliye Müfettişi, İstanbul Defterdar Yardımcısı, Ankara Defterdarı, Millî Emlak Genel Müdürü, İstanbul Defterdarı ve Gelirler Genel Müdürü olarak görev yaptı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği, CHP Grup Başkanvekilliği, TBMM Başkanvekilliği ve CHP Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.

▶ Mehmet Güzelmansur: Hatay Milletvekili. Makina Yüksek Mühendisi, iş insanı. Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ticari hayatını akaryakıt sektörü ile çevre dostu temiz enerji alanında devam ettiriyor. Önceki dönem CHP Hatay İl Başkanı. Halen TBMM’de Dış İşleri Komisyonu ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu üyesi.

▶ Orhan Sarıbal: Bursa Milletvekili. Ziraatçı. Bursa’da TMMOB ZMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu’nda görev aldı. Önceki dönem CHP Tarım Politikaları ve Tarım Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Halen, Genel Başkan Tarım Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı ve TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu üyesi.

▶ Özgür Karabat: İstanbul Milletvekili. Mali müşavir, dış ticaret ve uluslararası finansal raporlama uzmanı. Türkiye’nin önde gelen dış ticaret firmalarında yöneticilik yaptı. TBMM AB Uyum Komisyonu, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyesi.

▶ Doç. Dr. Selin Sayek Böke: CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili. Akademisyen, ekonomist. Dünya Bankası projelerinde danışmanlık yaptı. IMF’de ekonomist olarak çalıştı. Akademisyenliği süresince idari görevlerde de bulundu. Halen, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi.

▶ Tahsin Tarhan: Kocaeli Milletvekili. İş insanı. Otomotiv yan sanayi ve turizm alanında faaliyet gösteren şirketlerde Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyeliği yapmaktadır. TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi ve komisyonda parti grup sözcüsü.

▶ Veli Ağbaba: CHP İşçi Sendikaları, Esnaf-Sanatkar ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Malatya Milletvekili. İş insanı. CHP Emek Büroları’nın kuruluş ve örgütlenmesinde çalıştı. Taşeron işçilik, kıdem tazminatı, sosyal güvenlik ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar, sokak ekonomisi ve güvencesiz çalışanlar hakkında çalıştaylar düzenledi.

CHP kurmaylarının ekonomik sorunlara çözüm önerileri

Şeffaflık ve hesap verebilirlik

Abdüllatif ŞENER

Türkiye’de şeffaflığın ve hesap verebilirliğin sağlanması siyasi iktidarın tüm kamu gücünü ve kaynaklarını bireysel/ailevi çıkarlar için kullanmasını önlemek, bunun da ötesinde devletin etkin, verimli ve işlevsel olması ve hukuk devletinin gerçekleşmesi için gereklidir.

Türkiye’de şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanabilmesi için yapılması gereken ilk iş, güçlendirilmiş bir parlamenter sistem kurmaktır. Bunun için öncelikle siyasal iktidarın değişmesi ve yeni iktidarın ve parlamento çoğunluğunun bu değişimi gerçekleştirme kararlılığına sahip olması gerekmektedir.

Yapılacak Anayasa değişikliği şu düzenlemeleri içermelidir:

Cumhurbaşkanını TBMM seçmelidir. Cumhurbaşkanının yetkileri sembolik düzeyde kalmalıdır.

Hükümeti başbakan kurmalıdır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri yeniden belirlenmeli ve siyasetin etkisinden arındırılmalıdır.

TBMM hükümeti veya bakanları gensoru ile düşürebilmeli, başbakan ve bakanlar hakkında soruşturma açılabilmesi için milletvekili sayısının yarısı yeterli olmalıdır.

TBMM Kesin Hesap Komisyonu başkanı muhalefet partisinden olmalıdır.

Bu anayasal değişikliklerden sonra şeffaflık ve hesap verebilirlikle ilgili tüm yasalar tekrar gözden geçirilmelidir.

Vergi reformunda temel ilke ve adımlar

M. Akif HAMZAÇEBİ

CHP iktidarında vergi sisteminde reform yapılacaktır. Vergi reformu üç temel ilke üzerine oturacaktır: İlki, saydam ve kolay anlaşılır mevzuat, ikincisi vergi yükünün adil dağılımı, üçüncüsü ise öngörülebilir vergi yükü.

Vergi reformunun temel adımları:

-Vergi sistemi vergide adaleti ve rekabet eşitliğini sağlayacak şekilde düzenlenecek; dolaysız vergileri esas alan, dolaylı vergilerin ağırlığını azaltan bir yapıda olacaktır.

-Gelir Vergisi Kanunu yeniden düzenlenecek, vergi tabanını genişleten, daha geniş dilim aralıklarıyla, gelirle orantılı vergi ödenmesini amaçlayan adil bir tarife yapısı oluşturulacaktır.

-Vergi oranlarında artışa gidilmeyecek, vergi tabanı genişletilecektir.

-Vergi sistemi, yatırımı teşvik eden bir yapıya kavuşturulacaktır.

-İstihdam üzerindeki vergi ve sigorta prim yükü indirilecektir.

-“Vergi harcamaları” teşvikler, vergi istisna ve muafiyetleri yoluyla tahsilinden vazgeçilen vergileri ifade eder. Devlet vergi harcamaları yoluyla belirli ekonomik ve sosyal gruplara destek sağlar. Bu nedenle, vergi harcamaları basit bir liste olmaktan çıkarılarak tahsilinden vazgeçilen vergi tutarları ile etkilerini kapsayan Vergi Harcamaları Raporu olarak Bütçe Kanun Teklifiyle birlikte TBMM’ye sunulacaktır.

-Kayıt dışılık AB ortalamalarına indirilecektir. -Ücretliler, beyanname üzerinden yapılan sağlık, eğitim harcamaları gibi indirimlerden yararlanamamaktadır. Bu kesime seçimlik beyanname verme olanağı verilecek veya gelir vergisi stopajı uygulamasında bu indirimler dikkate alınacaktır.

-Katma Değer Vergisi’nde indirim mekanizması yeniden düzenlenecek, üç aylık sürede indirilemeyen vergi iade edilecektir.

-Basit usulde vergilendirilen 800 bine yakın esnafın durumu yeniden değerlendirilecek, bunların önemli bir bölümü esnaf muaflığı kapsamına alınacaktır.

-Kayıtlı ekonomiyi cezalandıran bir niteliğe dönüşen Damga Vergisi, kademeli olarak üç yıllık bir dönemde kaldırılacaktır.

-Daha çok Hazine’ye gelir sağlama amacıyla kullanılan Özel Tüketim Vergisi, AB ülkelerinde olduğu gibi çevre, sağlık ve ulaşım politikalarının aracı olma özelliğine kavuşturulacaktır. Beyaz eşyada ÖTV kaldırılacaktır.

-Engellilere ÖTV’siz araç alımı için tanınan üst sınır yükseltilecek, işitme engelliler ile zihinsel engellilerin Özel Tüketim Vergisi ve Motorlu Taşıtlar Vergisi’nden muaf araç iktisap etmeleri sağlanacaktır. Engelli bireylerin engelliliğe dayalı ayrımcılık nedeniyle açtıkları davalar ile buna ilişkin takipler yargı harçlarından istisna edilecektir.

-Gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltmak amacıyla Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi’nde düşük gelirli gruplar lehine düzenlemeler yapılacaktır.

-Motorlu Taşıtlar Vergisi hasılatı yerel yönetimlere aktarılacaktır.

Gelir İdaresi yeniden yapılandırılacaktır. Bu kapsamda,

-Gelir İdaresi uygulamada özerk, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın performans denetimine tabi olacaktır.

-Vergi denetimi iş dünyası üzerinde siyasi baskı kurmanın bir aracı olarak kullanılmayacaktır.

Harcama politikası

Bülent KUŞOĞLU

Devletin işlevleri ve bağlı olarak kamu harcamaları son yıllarda çokça tartışılan konulardan biri olmuştur. Kamu harcamaları başta gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere artarken, üretim, gelir dağılımı ve fiyatlar genel seviyesi üzerinde de etkili bir maliye politikası aracı olma görevini yerine getirmektedir.

CHP olarak küresel ekonomideki nedenler dışında Türkiye’ye de has koşullar nedeniyle kamu harcamalarının artmasını gerekli görmekteyiz. Özellikle; tarım, eğitim, sağlık ve Ar-Ge alanları başta olmak üzere kamu harcamaları artmalıdır. Ancak, 2021 Bütçesinde olduğu gibi kamu harcamaları ağırlıklı olarak personel giderleri, cari transferler ve faiz giderlerinden oluşmaktadır. Kaynak ise esas olarak dolaylı vergiler ve borçlanmadır. Bu ise farklı sorunlar oluşturmaktadır.

Bize göre borçlanma hızla azaltılarak yeni bir bütçe ve harcama politikasına geçilmesi esas olmalıdır. Bu şekilde yeni mali alanlar açılmalıdır. Konu basit değildir, bir dizi reform çalışmasını gerektirmektedir: Demokratik standartlar, istikrar ve güven, hukuk ve adalet, vergi / sosyal güvenlik, doğrudan yatırımların ve kurumsal kalitenin artışı… Tüm bunlar ve birlikte ele alınması gereken alt düzenlemeler kamu harcamalarını çok daha verimli hale getirecektir.

İlk hedef: Acil demokrasi!

Çetin Osman BUDAK

İstikrar vaadiyle gelen AK Parti; ekonomide ciddi belirsizliğe neden oldu. Kur, faiz ve enflasyonda belirsizlikler, reel sektörü, yatırım ortamını ve koşullarını olumsuz etkiledi. Özellikle başkanlığa geçildikten sonra Türkiye ciddi bir ekonomik buhranın içinde savruldu. Yanlış politik tercihlerle özel sektörün döviz borcunun artması ve kur artışıyla birlikte yükselen girdi maliyetleri reel sektörü yatırım yapamaz noktaya sürükledi.

Ülkemizde yatırım ortamının iyileştirilmesi için iki temel nokta, hayati öneme sahip. Bunlardan ilki öngörülebilirlik, ikincisi ise hukukun üstünlüğü… Bu ikisi olmadan ekonomide sorunların çözülmesi mümkün değil. Bu çerçevede öncelikle yapılması gereken, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiştir. Ayrıca, ekonominin içine düştüğü sarmaldan çıkışı için yapısal reformlara ve verimliliği artırmaya ihtiyaç var. CHP iktidarında, tıkanmış ekonomik modelin yerine yeni “Kalkınmacı Devlet” anlayışını benimseyeceğiz. İhracat odaklı, katma değerli üretime öncelik veren bir planlama ve teşvik politikası için “Stratejik Planlama Teşkilatı’nı kuracağız. Ekonomideki aktörlerin demokratik katılımıyla belirlenen ekonomi politikaları sayesinde, öngörülebilirlik sorununu ortadan kaldıracağız. Katma değeri yüksek üretken yatırımlara ağırlık verecek, verimlilik artışını hedefleyerek hem istihdam hem de ari açık sorunlarına çözüm getireceğiz.

Yoksullukla mücadele ve aile destekleri sigortası

Fethi AÇIKEL

COVID- 19’un neden olduğu krizlere karşı çözüm, güçlü bir sosyal devletin inşasıdır. Aile Destekleri Sigortamız bunun ilk adımıdır. Türkiye’nin yoksulluk, işsizlik ve borçluluktan çıkışının sigortasıdır. Çünkü neo-liberal rantiye ekonomisi karşısında vatandaşların korunması bir lütuf değil, anayasal haktır.

Yurttaşlarımızın insanca yaşaması, sosyal barışın gelişmesi ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Aile Destekleri Sigortası yurttaşları yoksulluk sarmalına karşı kesintisiz koruyacaktır. Aileler yoksulluk sınırına uzaklıkları gözetilerek asgari gelir düzeyine çekilecek; engelli, yaşlı, hasta ve çocuklar özenle korunacaktır. Destekler doğrudan kadınlara verilecektir. Desteklerin verilmesinde ihtiyaç farklılıkları gözetilerek, nesnel ölçütler esas alınacaktır. Aile Destekleri Sigortamız hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, gençlerin hayallerinin sönmediği, yaşlılarımızın yoksulluktan korunduğu ve hiç bir yurttaşın yoksulluktan ezilmediği bir Türkiye yaratacaktır.

Türkiye’nin önündeki riskler ve fırsatlar

Selin SAYEK BÖKE

Salgın, küresel rekabet ortamını hızla dönüştürürken, Türkiye ekonomisi açısından hem büyük riskler hem de doğru ve iyi yönetildiği takdirde büyük fırsatlar barındırıyor.

Küresel tedarik zincirlerinin sadeleştirilmesi eğilimi belirginleşiyor; iklim krizi üretimde sürdürülebilirlik kaygılarını öne çıkartıyor. Aynı zamanda, Sanayi 4.0 devrimi ve pandeminin de hızlandırmasıyla dijitalleşme ve yapay zeka, hem üretimin coğrafyası ve ilişkilerini hem de tüketim davranışlarını dönüştürüyor. Ucuz emek gücüyle değil, nitelikli işgücü ve verimli üretimiyle rekabet eden; daha adil ve daha yeşil bir üretim dönüşümüyle küresel rekabet gücümüzü sağlamamız mümkün. Pandemi tüm dünyada sağlıkta, eğitimde, Ar-Ge’de, istihdamda kamunun üretici veya koruyucu rolünün yok edilmiş olmasının ağır toplumsal maliyetlerini de ortaya çıkarttı. Hem teknolojinin gelişimi ve üretime yansımasını destekleyecek hem de ortaya çıkması muhtemel istihdam kayıplarını telafi edecek; üretken, üretici güçlerden yana olan, sosyal dayanışmacı ve hak temelli güçlü bir sosyal devlet ihtiyacı belirginleşti.

Küresel mali sistem değiştiği, likidite azaldığı zaman uygulanacak politikaları; krizlere yol açan kırılganlığımızı sonlandıracak politikaları tasarlama ihtiyacımız var. Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değil. Salt büyüme odaklı bir ekonomik düzen yerine bütüncül ve kalkınmaya odaklı bir yeni ekonomik düzene geçmeliyiz. Sürdürülebilir, kapsayıcı ve krizlere karşı dirençli bir düzen için reçete belli. Borçla değil gelirle yaşanabilir bir ekonomi, rantla değil üretimle refah yaratan bir düzeni kurmamız gerekiyor.

Türkiye’nin büyüme sorunu

İlhan KESİCİ

Türk ekonomisinin bir büyüme sorunu yoktur. Kamu ve özel sektörüyle hep büyümeci ekonomi politikalarını sevmiş ve bunda da başarılı olunmuştur. Cumhuriyet dönemi, 1923-2019, 96 senenin yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 4,8’dir. Bu dönemin içinde, 19391945 İkinci Dünya Savaşı dönemi 6 sene her yıl yüzde 5 küçülme dönemleri de vardır, üç askeri darbe, Kıbrıs Barış Harekatı, 1994 ve 2001 kriz dönemleri de vardır.

Çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemde de 1946-2002 ve 1946-2019 dönemi büyüme hızı da yüzde 5,3’tür. Dünyada da 1950 sonrası Japonya, 1960 sonrası G. Kore ve 1990 sonrası Çin yıllık ortalama yüzde 7’ler civarında yüksek büyüme hızları gerçekleştirmiş ülkelerdir. Bizim istikrarlı dönemlerimizin sadece 1 puan üstündedir ama önemli fark bunu 30-50 yıl olarak gerçekleştirmiş olmalarıdır. Biz Türkiye olarak ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Gerekli insan gücü ve sermayemiz vardır. İhtiyaç, içte ve dışta tam güven verecek bir demokrasi ve siyasi bir kadrodur. Gereken, yapısal reformları yapmak, maliye ve para politikalarını uyumlulaştırmak, yerli ve yabancı yatırımcıları tam teşvik etmek, bununla ilgili hukuki altyapıyı kurmaktır. Bunu yapabileceğimize inancım tamdır.

Bilimsel ve uygulamalı eğitim sistemi

Lale KARABIYIK

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çağdaş, bilimsel ve uygulamalı bir eğitim sistemine dönülecek. Tüm bireylerin eşit eğitim imkanına erişimi sağlanacak. Eğitim siyasetin arka bahçesi olmaktan kurtarılacak. Eğitim politikalarının tek hedefi Atatürk’ün öngördüğü gibi “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştirmek olacak. Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri, Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan şekliyle, eksiksiz, kesintisiz ve bütünlük içinde uygulanacak.

Eğitimi, devletin ve toplumun her kesiminin ortak sorumluluğu olarak gören CHP, öğrenim ve öğretim sürecini siyasi etkilerden arındırıp, bir devlet politikasına dönüştürme hedefindedir. Eğitim sistemi, tüm bileşenlerinin ortak çabasıyla yeniden yapılandırılacak. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak: Kimse maddi olanaksızlıklar nedeniyle eğitim-öğretimin hiçbir aşamasında, eğitim hakkından mahrum olmayacak. Başarı tek kriter olacak. 12 yıllık zorunlu eğitim parasız olacak. Tüm Organize Sanayi Bölgelerinde iş garantili yatılı “Teknoloji Liseleri” kurulacak, sanayicinin ihtiyaç duyduğu eleman sorunu çözülecek. Üniversitelerimizde, her türlü düşünce özgürce tartışılabilecek, her türlü bilimsel çalışma özgürce yapılabilecek, Yükseköğretim Kurulu kaldırılacak.

Tarım ve gıda güvenliği politikamız

Orhan SARIBAL

Cumhuriyetin kuruluşunda ülkemizin kalkınmasının temelinde yer alan tarım sektörü, AKP döneminde tam bir çöküş yaşamaktadır. AKP döneminde çiftçinin üretmesinden çok ithalatı önceleyen politikalar sonucunda ülkemiz tarım ürünlerinde ve girdilerde ithalata bağımlı hale gelmiştir. İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde tarımın stratejik önemi bir kez daha ortaya çıkmışken, AKP tarımı gözden çıkarmaya devam ediyor. Bu durum ülkemizin gıda egemenliğini ve gıda güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir.

Tarımsal kaynaklar açısından ülkemiz biyoçeşitliliği, verimli toprakları ve farklı iklim kuşaklarıyla önemli bir potansiyele sahiptir. Bu zenginlikle, sadece insanının ihtiyacını karşılamakla kalmayacak aynı zamanda ihtiyacı olan farklı ülkelerin insanlarını bile doyuracak imkânları mevcuttur. Bunu hayata geçirecek, tarımsal potansiyelimizi üretime çevirecek anlayışa ve politikalara ihtiyaç vardır. CHP olarak, tarımsal üretimi planlayarak gıda egemenliğini, tarladan sofraya kadar insanımızın gıda güvenliğini sağlayacak politikaları hayata geçireceğiz.

Güvenceli ve insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatı

Veli AĞBABA

Saray hükümeti salgını fırsata çevirdi. Özellikle 25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanların belirli süreli iş sözleşmeleriyle istihdam edilmesi düzenlemesiyle, çalışanların kıdem ve emeklilik hakkına göz dikildi. “İstihdamı koruma” adı altında ücretsiz izin meşrulaştırıldı, milyonlarca emekçi günde 39,24 TL ile yaşamaya mecbur bırakıldı. İşçilerin bulaşıcı hastalık riskine karşı korumasız bırakılması, İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımı, emeğe yönelik kapsamlı saldırıların birer unsuru haline geldi.

Daha güvenceli ve insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatında; Mevcut yasaların yanında, işçileri koruyan yeni bireysel iş hukuku düzenlemelerine ihtiyaç vardır. Sendikal örgütlülüğü kısıtlayan darbe ürünü baraj sistemi kaldırılmalı, toplu sözleşme hakkı tüm işçilere tanınmalıdır. Asgari ücrette vergi kesintisine son verilmeli, asgari ücretin belirlenmesinde sendikalara toplu pazarlık ve grev hakkı tanınmalıdır. İş Kanunu’ndaki güvencesiz istihdam modelleri yeniden düzenlenmelidir. İş güvencesinin ve kıdem tazminatının kapsamı genişletilmelidir. Sosyal devletin gereği “Aile Sigortası” uygulamasına derhal başlanmalıdır. Başta sağlık ve eğitim olmak üzere özelleştirmeye ve neoliberal politikalara karşı, kamucu politikalar hayata geçirilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir