Günümüz Tekfircileri ve Davetçiler-1

gunumuz-tekfircileri-ve-davetciler-1

Günümüz Tekfircileri ve Davetçiler-1

Her ne kadar İslami bir konu olsa bile artık tekfir artık konusunun dışında mecralarda gündeme gelmeye ve kullanılmaya başlayarak analiz ve tahlil edilmesi gereken bir durum haline gelmiştir.Bu yazımda İslami olarak şer’i bir mesele olan tekfirden değilde bir sorun haline  gelen tekfirciler ve zararları üzerine konuşacağım.

Zaten şer’i bir meseleyi konuşmak ne iki kitap okumuş cahillerin harcıdır ne de gazetecilerin harcıdır.Bu konu ilim erbabının veya kadı’nın gündeminde olması gereken bir konudur.Biz ise ya taklit ederiz ya da işimize geleni alırız.

İlk tekfir hareketinin bas müsebbibi olan şahıslar hayr’la yad edilmeyecek bir şekilde islam tarihinde yerini almıştır.Sahabeleri dışlayan bir başlangıç ile yola çıkan bu düşünce sonrasında müslümanları yarı yolda bırakacak ve Hz. Ali yi tekfir eder bir hale gelecektir.

Günümüzde ise tekfirci anlayışa sahip kişilerin o gün ki haricilerden çok da farkı yok aslında. Hz. Ali yi tekfir edememeleri dışında.Yoksa dillerinin ve ellerinin gazabından payını almayan ne bir âlim ne de bir şehid kalmıştır.Müctehid imamları eleştirecek kadar derin bir cehaletin mensuplarıdırlar aslında.

Çok da gündemlerinde olan konu yoktur aslında. İki elin parmak sayısını da geçmez.Nedir peki bunlar ;

Oy verilenlerin ve oy verenlerin hükmü
Okula gidenlerin ve çocuğunu gönderenlerin hükmü
Kendilerinin kafir olarak kabul edip tekfir ettiklerini tekfir etmeyenlerin hükmü
Memuriyette olanların hükmü
Askere gidenlerin ve buna müsaade edenlerin hükmü
Cehaletin mazaret olup olmadığı konusu
Mahkemelere başvuranların hükmü
…….. vs.

Tekfirciler veya bu zihniyete sahip olan ya da onlara yakın olanların konuştukları konular işte bu kadardır.Başka da birşey hakkında konuşamazlar.Çünkü geçmiş alimlerin eserlerini,mektuplarını ve reddiyelerini hiçbir kural ve kaide’ye uymadan tercüme etmeye çalışmalarından dolayı meselenin hikmetini ve özünü kavrayamazlar.

Her konuda şekilci oldukları gibi bu konuda da beceriksizlikleri her yerinden belli olan bir tercümanlığa soyunmuşlardır.

Peki nedir bunlara olan ilginin ve çekicilğin sebebi;

Bir cemaat içerisinde tutunamamış olmaları,
Bir görev almayı hak etmemiş olmaları,
Hikmetten çok zahire takılmış olmaları,
Hataları sebebiyle affedilir bir tarafı kalmadığı için kovulmuş olmaları,
Kendi doğrularının yanlış olabileceği gerçeğini kabullenememiş olmaları,
Farklı ve dışlayıcı olmanın verdiği ayrıcalığın nefislerine hoş gelmesi,
En doğru ve mükemmel imana kendilerinin sahip olduğuna inanmaları,
Herkes hatalar ve yanlışlar içerisinde iken onların doğru yolda olması,
Kendi gibi düşünmeyenlerden ben sizden farklıyım diyerek ayrıcalıklı olması,
ABD ve İsrail gibi islam düşmanlarının onları körüklemesi,
Sistem ve rejim tarafından baskı altında olduklarının sürekli işlenmesi,
Bir cemaati bölmek için 3-5 tanesinin yeterli olması,
Bir çoğunun geçim dertlerinin olmaması (tekfir ettikleri anne-baba parası)
Yurt dışında kafirlerin himayesi altında olmaları,
Genç yaşta olmaları ya da akıl yaşlarının küçük olması,
İçlerinde bulundukları cemaatlerin bu kişileri kapsayamaması,
Alimler de dahil olmak üzere insanları hatalarını çokça gündem etmeleri,
Cemaat terbiyesi ve eğitimini her ne kadar tam anlamıyla almamış olsalar bile hazır fert olmaları,

Bunlara benzer birçok sebep saymak mümkündür.Aslında anlatmak istediklerimi,sebeplerini yazdığımda anlatmış oldum biraz.

Peki bu gençler bu hastalığa düçar olurken onları korumakla mükellef davetçi ağabey ve ablaları ile halkın ıslahı için uğraşması gereken hoca ve alimler ne yaptı?

İşte asıl sorulması gereken soruda bu benim için.Ev sahibi camı açık bırakarak suç işledi de hırsızın hiç mi suçu yok ?

Bir sonraki yazım da da suçun ortakları olan davetçilerden bahsedeceğim.

24/05/2013
Ümit ERDOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir