Tefekkür

 Puslu bir dünya da yaşamak nasıl olurdu, hiç düşündünüz mü? Renklerin olmadığı, herşeyin renksiz sadece gri tonda olduğu bir dünya… Tek mevsim, tek tat, tek ses, sadece gündüz ya da gecenin yaşandığı bir dünya olsaydı  nasıl olurdu?

Şüphesiz böyle bir hayat insanlar için büyük bir azap olurdu. Bu kainatın tek bir kudret elinden çıktığını  bütün delilleriyle gösteren Rabbimiz bizleri devamlı bir tefekküre davet ediyor. Semadan,yeryüzünden, evrenden her şeyden misaller vererek tefekküre dikkatimizi çekiyor.Yaratılışımıza dikkat çekiyor. İbret almamızı,idrak halinde olmamızı istiyor.

Önce tefekkürün kısa bir açılımını sonrasında ise Allah(svt)’ın  bu konu hakkındaki kelamını sunmak istiyorum.

  Tefekkür: herhangi bir konu hakkında derin düşünme, zihin yorma,fikir yürütmedir.Kimi insan tefekkürünü maddeye yapar,kimisi geçmişe,kimisi gayb’a, kimisi de bulunduğu zamana…

Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan ancak  tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür sadece  kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez.
Resulullah (sav)şöyle buyurdu: Allah(svt)’ın yarattığı şeyler hakkında düşünüp tefekkür edin.Ama Allah(svt)’ın zatını düşünmeyin!Çünkü siz O’nu hakkıyla takdir etmeye güç yettiremezsiniz.(Kitabu’l Ahlak 5703)

             Biz bunu olumlu ve olumsuz tefekkür diyerek iki kısma ayırabiliriz. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır.

Nitekim Allah(svt) kitabının bir çok yerinde tefekkürü ve bu anlamda düşünmeyi,akıl erdirmeyi,ibret almayı zikretmiştir.

“O’dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır” (er-Ra’d, 13/3)
“O’dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır” (en-Nahl, 16/10,11).
Şüphesiz Rabbimin bizi tefekküre çağırmasında da bir hikmet, bir yarar vardır. Tefekkür etmek neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbi başka bir hal alır,rikkat kazanır. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Ahiretine ve dünyasına daha faydalı bir insan haline gelir.Tefekkür insanın empati gücünü arttırır.Tefekkürle inkişaf eden ruh idrak edebilir.
İmâm Şafiî şöyle demiştir:”Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın” (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.) Bununla tefekkürün önemine işaret etmiştir.

Ahmed er-Rifâî -kud­di­se sir­ruh- da şöyle buyurur:
“Te­fek­kür, Rasûlullah -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in ilk ame­li­dir. Ni­te­kim bü­tün farz­lar­dan ön­ce O’nun ibâ­de­ti, Al­lâh’ın mahlûkâtı­nı ve nîmet­le­ri­ni tefekkürden ibâ­ret­ti. Öy­ley­se siz de te­fek­kü­re iyi sa­rı­lın ve ib­ret ve­sî­le­si ya­pın.”

Bizim için örnek kişilik olan Resulullah(asm)’ın hayatına  nazar ettiğimizde risaletten öncede sonrada tefekkürle geçirilen bir yaşamın hakim olduğunu görüyoruz.
Zaman zaman hira mağarasında inzivaya çekilip tefekkür etmesi dedesi İbrahim(asm)ın tefekkürü gibi yere göğe bakarak ibret almak ve kabeyi seyretmek şeklindeydi. Risaletinden sonra da tefekkür son nefesine kadar devam etmiştir.Hakeza bunu ümmetine de devamlı önermiştir. Birkaç hadis zikredecek olursak şöyle deriz:
‘’Kalplerinizi gözleme alıştırın. Tefekkürü ve ibret almayı çoğaltın.’’
‘’Susması tefekkür, bakışı ibret olan ve amel defterinde çokça istiğfar bulunan kimse kurtuluşa ermiştir.’’

İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:
“Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):
“Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu:
“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).
Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi.
‘’Kim Rabbini tanırsa O’nu sever, kim dünyayı tanırsa ona rağbet etmez(zahid olur).Mü’min gaflete düşecek kadar eğlenmez.Tefekkür edince de hüzünlenir. (Abdullah ibn Mubarek 209)
Beynimizin pasını sildiğimiz bu birkaç hadis ve ayetlerden sonra bir tefekküre yeltenelim istiyorum.
Gözlerinize inmiş perdeyi olabildiğince aralayın.Ve gözlerinizin alabildiği kadar kainatı temaşa edin.Gökyüzünün rengine,bulutların motiflerine bakın..
Çok uzaklardan ışınlarını ve sıcaklığını naif bir şekilde üzerimize nakş ettiren güneşe bakın.Ufuktaki dağların sıra halinde sabit duruşuna bakın. Ağaçlara bakıp kuru gövdesinden nasılda canlı ve renkli yapraklar çıktığını görün.
Sonrasında da o yapraklar arasında tazecik, el değmemiş meyveler,yemişler açtığına bakın.Gece yıldızların ve ayın göğü inci gibi süslediğini ve nasıl da dağılmadıklarına bakın. Kapalı alanda olduğunuzu düşünerek, hatta camınızında olmadığını düşünüyor ve diyorum ki  o halde sadece kendinize bakın.
Ellerinize bakın…Parmaklarınızın nasıl farklı olduğunu inceleyin.Sade bir et gibi görünen elinizde parmakların oluşabilmesi için Allah(svt)’ın  emriyle hücrelerin nasıl da kendilerini öldürdüklerini düşünün.Aynı maddeden yapılmış insanların farklı renklere,farklı yüz hatlarına,çok değişik özelliklere  sahip olduklarını düşünün.
Bir ağacı incelediğimizde çamurlu su içerek gövdesinin içindeki damarlardan en üst yaprağa kadar nasılda temiz su yolladığını düşünün ve o çamurlu suyla başlayan hareketlenme neticesinde farklı tatlarda,renklerde,kokularda meyvelerin çiçeklerin meydana gelmesini..
*”Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Al-i İmran Suresi, 191)
‘’Sen bunu boşuna yaratmadın’’ cümlesini kurdurtan tefekkür, arkasından bir şükür ve dua getirtiyor.

Tefekkür alemine dalan insan bedenen ve ruhen bir dinlenme seansına girer. Sıkıntılarla dolu olan hayatta kişiye huzur seanslarını ücretsiz bir şekilde veren Rabbim, karşılığında ücret olarak huzur,sevap,iman,cennet veriyor .
Gördüğümüz her şeyde Allah-u Teala’nın bir tecellisi vardır. Bu nedenle göklerde, yerde ve bunların aralarında bulunan her şey birer tefekkür vesilesidir.
Nitekim Allah(svt) bunu ayetiyle şöyle destekliyor;
 *Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)
*Allah gece ile gündüzü, güneş ile ayı yararınıza sundu. Yıldızlar da O’nun buyruğu ile canlılara hizmet sunmaktadırlar. Bunlarda düşünen kimseler için ibret dersi vardır.(Nahl,12)

Seyyid Kutub bu iki ayetin tefsirini şu şekilde yapıyor:
Yağmur yüce Allah’ın şu evrende belirlediği yasalara uygun olarak gökten yeryüzüne iner. Bu sistemin hareketleri bu değişmez yasalara göre düzenlenir. Yine bu yaratıcının iradesi ve düzenlemesine uygun olarak sonuçlarını ortaya çıkarır. Her hareketin ve her sonucun kaynağını oluşturan Allah’ın özel belirlemelerinden ve takdirinden direktif alır. İşte yağmur burada Allah’ın nimetlerinden biri olarak anılmaktadır:
Su aracılığı sunulan nimetler, bu alanda söz konusu edilen suyun özelliğidir. Sonra otlağın özelliğine değiniyor: “Hayvan otlattığınız çayırlar O’nun sayesinde gelişir.”Bu da içinde hayvanlarınızı otlattığınız meralardır. Bu özelliğin söz konusu edilişi daha önce hayvanlardan söz edilmiş olmasındandır. Böylece otlaklar ile hayvanlar arasındaki genel havaya bir uyum sağlanmış olmaktadır. Sonra insanları besleyen ekinler, zeytin, hurma, üzüm ve diğer meyva ağaçlarıyla beraber veriliyor.
“Bunda düşünen kimseler için ibret dersi vardır.” Allah’ın bu evrendeki idaresini ve insanın hayatına elverişli olan evrensel yasalarını düşünenler için… Eğer evrenin yasaları insanın hayatı için elverişli olmasaydı, onun yaradılışına uygun düşmeseydi ve ihtiyaçlarına cevap vermeseydi insan bu dünya gezegeni üzerinde yaşayamazdı. Bu dünya gezegeninde insanın yaradılışı bir tesadüfün eseri değildir. Yine bu gezegen ile diğer yıldız ve gezegenler arasındaki oranlama rastlantıyla gerçekleşmiş olamaz. Atmosferde ve uzayda meydana gelen olayların bu şekilde gerçekleşmesi, insanın hayatına elverişli gördüğümüz şekilde onun tüm ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde düzenlenmesi tesadüf değildir.
Evrenin idaresindeki hikmeti kavrayacak olanlar bu olgular üzerinde düşünenlerdir. İşte ancak bu düşünenler evrende meydana gelen yağmur gibi bir olayı, olay ile varlığın yüce ilkeleri arasında bir bağ kurabilirler. Yağmurla yeryüzünde gerçekleşen hayat, ağaç, ekin ve meyveler ile bunların yaratıcının varlığına kanıt oluşturduğunu düşünenler; O’nun zatının, iradesinin ve idaresinin eşsizliğini kavrayabilirler. Düşünmeyen gafiller ise bu tür ayetlerin önünden sabah akşam, yaz-kış geçip gittikleri halde bu ayetler onların merak duygularını uyandırmaz ve onların öğrenme dürtülerini ve kalplerini bu eşsiz düzenin sahibini araştırmaya doğru harekete geçirmezler.
12- Allah gece ile gündüzü, güneş ile ayı yararınıza sundu. Yıldızlar da O’nun buyruğu ile canlılara hizmet sunmaktadırlar. Bunlarda düşünen kimseler için ibret dersi vardır.
Allah’ın evrendeki idaresinin ve O’nun aynı zamanda insanlığa sunduğu nimetlerinin görüntülerinden bazıları gece, gündüz, güneş, ay ve yıldızlardır. Bunların hepsi yeryüzünde yaşayan insanın ihtiyacına cevap vermektedir. Bunlar insanın tekeline girsinler, malı olsunlar diye yaratılmamıştır. Fakat insanın yararlanması için yalnızca emrine verilmişlerdir. Mesela gece ve gündüz olayı bu insan denen yaratığını hayatında önemli bir etkiye sahiptir. Dileyen, gecesi olmayan bir gündüzü veya gündüzü olmayan bir geceyi düşünüp zihninde canlandırsın, sonra da bununla beraber bu yeryüzünde insanların ve bitkilerin nasıl yaşayacaklarını düşünsün.
Güneş de, ay da böyledir. Yer gezegeni üzerindeki hayatın onlarla doğrudan ilişkisi vardır. Hayatın asıl varlığı ve gelişmesi de onlarla ilintilidir. “Yıldızlar da O’nun buyruğu ile canlılara hizmet sunmaktadırlar.”İnsan için ve Allah’ın bildiği insanın dışındaki varlıklar için.
Bunların hepsi Allah’ın idaresindeki hikmetin sadece bir yönüdür. Bütün bir evrende işleyen yasaların ahengini, düşünen, aklını kullanan ve olayların arka planında işleyen kanunları, yasaları kavrayan akıl sahipleri anlayacaklardır.
“Bunlar da düşünen kimseler için ibret dersleri vardır.”

Bu kadarı bile aklınızın hayretler içerisinde kalmasına yettiyse yeryüzünde olan her bir varlığın aslında Allah(svt)’ın tevhidinin bir sembolü olduğunu bilin.
Başta da zikrettiğimiz gibi tefekkür kişinin düşünmesine,fikir yürütmesine hatta sorgulamasına,aklının derinliklerinde kalan düşünceleri ifşa etmesine sebebiyettir.
Tefekkürden sonra kişi hayat şeklini sorgular,çevresindeki insanları sorgular, yaşadığı ortamı sorgular,bulunduğu hizbi ve demokrasiyi sorgular, Ve bu şekilde hakka ulaşır.Kişi tefekkür alemine dalmadıkça doğru bir değişim gerçekleştiremez.
Tefekkür insanların Allah’a yaklaşma adıdır. Dünyada ki amellerin başıdır. Kitabullahı anlayıp yaşama mizanıdır. Dünyada doğru ve sağlam adımlar atmanın kaynağıdır. Doğru tefekkür ettiğimiz ölçüde daha sağlam adımların sahibi,yarınların katibiyizdir.

Bir tefekküre daldım mavera’ya uzanan

Daldıkça daldım en ince damardan

Ruhumun derinliklerine sıkışmış bir alem buldum

İşte ben likle hak yolunda kavruldum

Buket Kent

Avatar
Buket Kent hakkında 2 makale
Kalemimi yeri geldiğinde kurşun, yeri geldiğinde ise rota olarak kullanmaktan çekinmem. ''Tağutlar mı???'' Onlardan yana korku duysaydım elime kalemi hiç alamazdım. Rabbimin izniyle küfre karşı isyan kokan kıyafetim ve sadece hakkı yazan kalemimle ortadayım. (Buket Kent)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.