Demokrat Müslümanlar

demokrat_muslumanlar

Demokrat Müslümanlar

1970-1997 yılları arasında bütün Türkiye’de davet ve tebliğ çalışmalarını tevhid merkezli sürdüren birçok İslami vakıf, dernek, lokal ve cemaat bugün İslami motiflere sahip bir iktidarın gölgesine sığınmış durumda.

Hâlbuki sadece bir partiye oy vermek değil, oy verme işleminin dahi,imanı kökünden sarsacağını öğrendik biz bu tevhidi hareketlerin neferlerinden. Kimi “one minute” ile, kimi sosyal refah ile, kimi ekonomik gelişmelerle, kimi de çıkar için bu rüzgara kapılarak asıl yaratılış gayesini unuttular.

Merak etmiyor değilim aslında sebeplerini. Yoksa rejim mi değişti, ya da Allah’ın nizamı Osmanlı’nın küllerinden doğan laik Türkiye’de hakim oldu da biz mi kaçırdık. Bu kadar kolay olmamalıydı tevhidi mücadeleyi bırakıp demokrasi havariliğine soyunmak. Bir Müslüman isminin yanına şucu, bucu gibi ekler almaktan hoşlanmazken, şimdi demokrasi gibi bir necasetin yansıması ile “demokrat Müslüman” rolünü kabullenmiş durumda. Hatta demokratlardan daha demokrat olmuş durumda.

Baskılara, yıldırmalara, tutuklamalara maruz kalan İslami hareketler ve müntesipleri aslında bugün cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar ferah bir çalışma ortamına kavuştular. Fakat bu bizlerde bir rehavet havası oluşturdu. Öyle ki ekonomik rahatlığında getirdiği dünyevi nimetlerin bolluğu bizim başımız döndürmeye yetti. Göğsümüzde sökülmesi mümkün olmadığını iddia ettiğimiz imanımız kökünden sarsılamaya başladı zamanla. Ama o kadar sarhoşuz ki bunun farkında bile değiliz.

Davet ve tebliğ görevini bile beğenmediğimiz imamlara ve yöneticilere bırakır olduk. İsrail ve ABD’nin zalimliğini haykıran dilimiz ve göğe doğru sıkılan yumruklarımız vardı bizim. Fakat bugün o dil dünyalığı konuşur oldu. Ellerimiz ise para sayar hale geldi. Küçük bir evde 2 kanepeye sahip olmak bizi mutlu ederken, artık 3 yılda bir değişen koltuk takımlarıda bizi tatmin etmez oldu.

Biz böyle mi olacaktık ey kardeşlerim. Böyle olmak için mi yola çıkmıştık.

Böyle dünya malı ve makam-mevki sevdalısı mı olacaktık? Yaptığımız işlerde adımızın duyulmasına riya olur endişesi ile dikkat ederken, bugün adımızı en ufak işlerin bile altına büyük harflerle yazar olduk. Bencillik ve dünyevileşmenin esiri olduk.

Fakat bu geçici sarhoşluk artık geçici olmaktan çıkıp kalıcı olmaya başladı. Bizim gerçekleri görmemize engel olmaya başladı. Bir saniye sonrasının bile garanti olmadığı hayatımızın büyük bir kısmını hayaller ve erişilmeyecek dünyevi emeller için heder ediyoruz.

Ne için bu koşuşturmaca? Allah için mi yoksa dünyalıklar için mi? Yeniden ne için yaratıldığımıza ve ne yapmamız gerektiğini hatırlamak için Rabbimizin ayetlerine bakmalıyız.

Karar senindir ey kardeşim. Cennet kolay değil, cehennem boşuna değil. Mazlumlar da çok uzağımızda değil.

25/01/2014

Ümit ERDOĞAN / Adalet Terazisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir