Saltanat uğruna İhlas Kalesini Yıkmak

 

             Mensupları Said Nursi Bediüzzaman ‘ın risalelerinde yazdığı fikirlerine ve dünya görüşüne uyan,itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünni İslam ‘a bağlı olan Nur Cemaati, birtakım ritüellere sahip olmakla birlikte tasavvuf tarikatı değildir. Bir çok farklı gruptan oluşan cemaatin ana uygulaması Osmanlıca yazılı olan Risale-i Nur’ ların okunması, anlaşılması ve yorumlanarak çoğaltılıp insanlara ulaştırılmasıydı.

            Bu amaca hizmet etmek için yapılmış bir çok faaliyet içine girdiklerini hemen hemen herkes bilmektedir. Cemaatin önderi olan GÜLEN 80’li yıllarda yaptığı kürsü sohbetleriyle halkın nazarında yer edinmiş ve hızla büyüyen bir kitleye kavuşmaya başlamıştı. 90’lı yılların başlarında ise yeni atılımlar ile kişilere ulaşmanın daha kârlı ve hızlı olduğunu gördükleri Okul sistemine girişmişler ve yurt içi yurt dışı birçok yerde okullar açmaya başlamışlardı.

            Halk arasında hızlı büyüyen esnafa söylenen tabir misali Yürü Ya Kulum lafzına mazhar olduklarından şüphem yoktur. Kısa vakitte öylesine mesafeler katetmişlerdi ki Ülkemizde bir çok aile efradı ya toplantılarına katılmıştı yada meşhur makrome ziyafetlerine.

Bu cemaatte kimler vardı kimler…

            Adanmış gençler vardı, benliklerini bir kenara bırakıp dükkan dükkan gezerek esanafı Zaman gazetesi aboneliği yapmaya çalışıyorlar gazete okumuyoruz diyenlere ise Sızıntı dergisini tercih olarak sunuyorlardı..

            İnanmış ruhlar vardı akşamları yapılan esnaf toplantılarında güçlerinin yettiğinden fazlasına katlanarak himmet adı altında verdikleri paralar, çekler, değerli menkul ve evraklar..

            Ve daha niceleri, elbette bu kadar kısa anlatılamazdı Cemaatin öyküsü.

            Günümüzdeki Cemaatin durumu ve yapısını gördüğümüzde vah o adanmışlara, vah o inanmışlara diyesi geliyor insanın. Rotası şaşmış, rayından çıkmış, misyonu değişmiş bir Cemaatle karşı karşıyayız. Peki neden bunlar ?

            Elbette şahsi menfaat ve saltanat sevgisinden..

            Bu Cemaat şahsi menfaatleri uğruna Alemi İslamın Menfaatine saldırmıştır. Tek düşünceleri vardır oda İslam aleminin başına Emirel Müminin olarak gelmektir. Tıpkı İran da olduğu gibi, Humeyni misali Türkiye ye Yahudi nezdinde onların gücü ve güdümü altında gelmekti. Bugün ki hale düşmelerinin nedeni benlik ve enaniyetlerindendir.

            Cemaat bugün “İşte şu kadar ülkede şu kadar okul açıldı, Peygamberden sonra bu hizmet hiçbir kula verilmedi, bize verildi” diyor. Hayır siz yapmadınız o hizmetleri ALLAH size nasip etti ve o kadar çok insan bu hizmete destek oldu ki sayısını bilemeyiz. Bunun için cemaat olmaktan çıkıp örgüt haline dönüştüler. Erken teşhis edilmeleri Alemi İslamın hayrınadır. İleride daha büyük belalar ve sıkıntılar açabilirlerdi. Gülen ve arkadaşlarının durduğu yer yanlıştır yaptıkları işler hepten yanlıştır.

            Şahsi Menfaatleri için İslam davasına zarar vermişlerdir. İçlerindeki iyi niyetliler zamanla sistem içerisinden sıyrılıp tekrar ALLAH ve Resulünün davasına hizmet edecektir. Üst tabakadakiler ve menfaati için cemaatte olanlar  bu işin hesabını verecek ve cezasını çekeceklerdir.

            Tüm bunlardan diğer cemaatler de ibret almalı, Şahsi menfaatlerinden çok Alemi İslamın yani ümmetin menfaatini düşünmeleri gerekir. Bu tip hatalara düşmemeliyiz.  Akli ve nefsi duyguların Kalbi duyguların önüne geçmemesi gerekmektedir.

            Şunu da unutmamak gerekir ki; Saltanat yıkılırda, İhlasla örülen duvar yıkılmaz.

                                                                                                                                                       Ümit CABBAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir